Tarım ve insanların midelerini ele geçirme Stratejisi

 


Tarım ve insanların midelerini ele geçirme Stratejisi

Tarım, Tohum ve Gelecekteki Gıda Silahı

Ülkemiz tarım ülkeleri arasında yer alan önemli ülkelerdendi son yıllara kadar.

Aynı zamanda ülkemiz her türlü tarım ürününün üretilebildiği bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen iyi hedeflenmeyen tarım politikalarıyla yönetilmiş ve yönetilmeye de devam eden bir ülke.

Tarım diğer sektörlerden çok farklı bir sektör ve pek çok faktörle birlikte kontrol edilmesi son derece zor olan iklim faktörünün de önemli etkisi altında.

Tarım dışındaki birçok sektörde iklime bağlı kalmadan işler yapılabilir. Süper marketler doğru bir yerde doğru bir kalite yönetim sistemi ile yönetilebilir.

Ama tarım sektörü doğrudan insanların beslenme ve giyinmeleriyle bağlantılı olduğu için stratejik öneme sahip bir sektördür.

Çünkü dünyada her insan yaşamak için yemek zorundadır ve her insanın yiyeceği ve içeceği maddeler ve ürünler yani gıda maddeleri tarımsal ham maddelerden elde edilen ürünlerdir.

Gelecekte su, gıda ve enerjinin daha da önemli bir konu olacağını bugünden ön görmek mümkün ve değişime ayak uydurmak gerekiyor.

Peki o halde biz ülke olarak niçin doğru ve stratejik politikalarla tarımımızın ilerlemesini sağlamıyoruz da geçici, göz boyayıcı yollarla tarımımızı daha geriye götürüyor giderek daha da artan bir seviyede dışa bağımlı hale getiriyoruz ?

Bu sorunun cevabı aslında yine doğru hedefin, stratejinin ve strateji biliminin ülkemizde her alanda olduğu gibi tarımsal alanda da yeterince bilinmemesi ve uygulanmamasından kaynaklanıyor.

Türkiye'de tarımsal üretimde buğday, mısır, şeker pancarı, patates, pamuk, yemeklik dane baklagiller, ayçiçeği, domates, biber gibi bitkiler ve üretimleri önemli stratejik konular olarak değerlendirilmesi gereken konulardır.

Buğdayın sertifikalı tohumluğunun bir kısmının ithal çeşitlerden sağlanması, ayçiçeğinde düşük üretimden dolayı dışa bağımlılık, pamuk üretiminin son 1-2 yılda artmasına rağmen eski düzeyde olmaması, şekerin şu an için yeterli olmasına rağmen şeker pancarı tohumlarının tamamen ithal tohumluk çeşitlerle karşılanması, patates tohumluğunun da yine %95 ithal çeşitlerle sağlanması, domates ve biberde ihtiyaç duyulan tohumluğun en azından %60'ının yerli tohumlardan sağlanmasına rağmen, ıspanak, marul, lahanalar, havuç vb. türlerin tohumlarında dışa bağımlı ithal çeşitlerin zorunlu olması ülkemizde stratejik bir konu olan tohum konusunda elimizi kolumuzu bağlamaktadır.

Gelecekte bu girdilerin ülkemizde yeterince geliştirilmediğini ya da önemsenmediğini düşünürsek dışa bağımlı bir tarım sistemi sonucunda gıda yönüyle dolayısıyla mide yönüyle dışa bağımlı olacağız, dışarıdan alamadığımız durumda da açlık çekeceğiz.

Gelecekte insanları gıdalarını yöneterek kontrol etmek silah ve petrol ile yönetmekten daha kolay olacak, daha etkili sonuç verecek gözüküyor ve biz ülke olarak bu konuda koşarak gidiyoruz.

Biz de hızla bu yönetilme konusunda ilerliyoruz, tarımımız gündelik politikalarla hızla geriliyor.

Eğer bu duruma bir örnek istiyorsanız, bir gün yolunuz uçakla Ankara'ya düşerse pencereden İç Anadolu'dan geçerken aşağıya bir bakın. Göreceğiniz tek şey eskiden yemyeşil olan tarlaların artık bir yeşil, bir boş ya da 2 boş bir yeşil olduğunu üreticinin maliyetlere gücü yetmediği ve kar edemediği için üretim yapmadığıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Topraksız tarımda domates yetişirse tadı nasıldır ?

Sebze ve Meyvede İlaç Kalıntısı Meselesi

Sebze tohumu, İsrail ve Hibrit tohum