Tarımda Bilgi Kirliliği Ve Bazı Güncel Gerçekler
Türkiye ülke olarak son yıllarda tarımda üreten bir ülkeden hazır tüketen bir ülkeye doğru hızlı bir şekilde ilerlerken her şey için henüz geç değil. Tarımla ilgili en iyi tanım; “Kendi kendine yeten 7 ülkeden biri” tanımıydı son 8-10 yıla kadar. Sonra birden kendi kendine yeten ülkeden her türlü tarım ürününü farklı zamanlarda değişik ülkelerden ithal eden ülke konumuna geliverdik. Tarımla uğraşan ve tarımdan geçinen insan sayımız azaldı, köyler ve kasabalar boşaldı, şehirli insanlar oluverdik birden. Köyünde kıt kanat geçinen, tarlasını ekip mahsulünü yetiştiren çiftçilerin çocukları “biz artık tarımla uğraşmayacağız, tarım işi zor iş hem de zarar ediyoruz” şeklindeki birçok açıdan haklı gerekçelerle şehirlere akın ettiler. Köyünde kendi işinin sahibi, kendi tarlasının çalışanı iken şehirde binaların kapıcısı, muhteşem şehrin bekçisi oluverdiler. Geçinemediği için yine çiftçilikle uğraşan anasından babasından yiyecek erzak getirerek hayatına devam ederken şehrin mutsuz insanlar grubuna katılıverdiler.
Tarım ülkesi Türkiye tarımda bilinçli
ya da bilinçsiz yanlış politikalar yüzünden samanı bile ithal eder pozisyona
geldi. Ülke olarak hem tarım ürünleri ithalatında rekorlar kırdık hem de tarımdan
uzaklaştıkça tarımdaki bilgi kirliliği de giderek arttı. Nüfus her yıl giderek
artarken insanların beslenmesini sağlayan tarımsal üretim maliyetleri
katlanarak aynı şekilde artmaya devam etti. Tüketicilerin alım gücü azalırken,
tarımın üreteni çiftçilerin üretim maliyeti giderek artmaya devam etti. Tarımda
son dönemece yaklaştık. Eğer bu dönemeci dönemeden devam edersek, üretmeden
ithalata geçiş yaparsak, gelecekte açlık çekeceğimiz şimdiden garanti
gözüküyor. Tarımın farklı alanlarında ülke için çalışmalar yapıyoruz. Tarım konusunda bilgi kirliliğini
en aza indirmek için çalışmalar yapmaktayız. Araştırmaya tarımda doğru bilinen
birkaç yanlışı ifade ederek başlayalım sonrasında ayrıntılara gireceğiz.
Tarım konusunda doğru bilinen yanlışlardan
birkaçı;
-Türkiye
söylenenin aksine yağ bitkileri yetiştirmek için uygun bir ülkedir. Bunun
tersini söyleyenler bilerek ya da bilmeyerek Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO’lu) soyanın
ülke içine rahat bir şekilde girmesi için çaba sarf etmektedirler .
-Türkiye’de
bilinenin aksine hayvancılıkta kullanılan kaba yem miktarının %80-90’ının
karşılandığı bilgisi doğru fakat eksiktir. Burada kaba yem tabirinde kullanılan
sap ve saman gibi besin değeri düşük olan yemlerdir. Gerçek yoğun yem dediğimiz
karma yem ve yonca-fiğ gibi bitkilerden elde edilen kaliteli yem ihtiyacının
çok önemli bir miktarı ülkemizde maalesef karşılanamamaktadır.
-Bilinenin
aksine Türkiye’de hayvancılık yeterli ve yoğun yapılmamaktadır. İthal Angus cinsi
inekleri, et alabilen azınlık olarak yemeye devam edeceğiz.
-Bilinenin
aksine tarımsal ürünlere yapılan destekler gerçek girdi kalemleri mazota,
gübreye, tohuma (az miktarda yapılıyor) yeterli miktarda ve istenilen şekilde yapılmamaktadır.
Dolayısıyla destek olmadan yapılan tarım giderek azalacak ve dışa bağımlılık
artacaktır.
-Bilinenin
aksine ülkemiz de sebze tohumu ihtiyacının ancak %40-50’si yerli firmalar
tarafından karşılanmaktadır. Bu miktarın tamamı özel sektör tarafından
karşılanmakta ve domates ve biber gibi sebze türlerinde yerli tohum üretim ve kullanım miktarı %60’ın üzerindedir.
-Bilinenin
aksine 2000’e yaklaşan tohum firmasından yaklaşık 1300-1400’ü buğday ve arpa gibi
türlerde sertifikalı tohumluk üretmekte ve ürettikleri sertifikalı
tohumlukların bedelini bakanlıktan aldıktan sonra ürünleri ekmeklik olarak
değerlendirmek üzerine un fabrikasına satmaktadırlar.
-Bilinenin
aksine patates, ıspanak, lahana, marul, karnabahar, havuç gibi bitki türlerinin
tohumlarının tamamına yakını yurt dışından ithal edilmektedir. Son yıllarda
yapılan ıslah ve ar-ge çalışmalarında yerli patates ve marul çeşitleri
geliştirilmiştir ama üretimde kullanım miktar ve oranı hala düşüktür.
-Bilinenin
aksine GDO’lu tohumlar ve ürünlerin yurt içine girişi için başvuruyu tohumları
geliştiren firmalar değil yumurta, besicilik vb. dernekler yapmıştır.
-Bilinenin
aksine GDO teknolojinin geldiği nokta açısından, yapılan çalışmalarda ve yayınlanan makalelerde GDO’lu çeşit
geliştiren yabancı firmalar çeşidinin GDO’lu olduğunun bilinmesini istemezse, GDO'yu belirlemek mümkün olamamaktadır.
-Bilinenin
aksine biberde, hıyarda, karpuzda ve kavunda hormon uygulaması yapılmaz. Son
yıllarda patlıcan ve domateste de hormon uygulaması giderek azalmış ve yok
denecek aşamaya gelmiştir. Hormon uygulaması meyvesi yenen sebzelerden sadece
kabakta sera koşullarında yapılmaktadır. Açık tarlada hormon uygulaması kabakta
yaygın değildir.
-Bilinenin
aksine ABD ve diğer gelişmiş ülkeler tarıma ve çiftçilerine büyük destekler
verirler ki kendi vatandaşlarının gelecekte de beslenmelerini sağlıklı ve
etkili bir şekilde sağlayabilsinler.
-Bilinenin
aksine ülkemizde tarıma verilen destek tarımı geliştirmemekte, etkin olmamakta
ve geriye götürmektedir. Örneğin ülkemizde tarımsal destekler tapuya bakılarak
ekilmeyen tarlalara, meyve vermeyen bahçelere, olmayan ahırlara ve boş
kovanlara verilebilmektedir. Bu ülkede 40 tane arı kovanı gösterilerek bütün
köye arıcılık desteği verilen zamanlar yaşanmıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder